15062015142846-2

Obezite cerrahisi için en çok 20-35 yaş grubundaki kadınlar başvuruyor. Kadınların cerrahi tedaviden erkeklere nazaran daha fazla yararlanmak istemelerinin en önemli nedenlerinden biri, fazla kilonun vücutlarında yarattığı deformasyon. Çünkü bu durum kadının özel, sosyal ve iş hayatında ciddi sorunlar yaratabiliyor. Kadınların obezite cerrahisini istemelerinin bir başka nedeni ise aşırı kiloların hamile kalmayı önleyebilmesi. Peki ama obezite cerrahisinden her hasta faydalanabiliyor mu ?  

Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de obezite sıklığı 1990 yılında yüzde18,6 iken, bu oran 2000 yılında erişkin erkeklerde yüzde 21,1, erişkin kadınlarda ise yüzde 43 olarak belirlendi. Rakamlardan da anlaşılacağı gibi, 10 yıl öncesine kıyasla ülkemizde obezite sıklığı kadınlarda yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 75 oranında arttı. Çok sayıda organ ve sistemi olumsuz yönde etkileyen obeziteden ilaç tedavisi, diyet ve egzersiz programıyla kurtulmak mümkün. Ancak bu tedavinin düzenli olarak yapılamasında yaşanan güçlükler ve farklı etkenler nedeniyle fazla kilolardan kurtulmakta güçlük yaşanabiliyor. İşte bu durumda son zamanlarda adını sıkça duymaya başladığımız ‘obezite cerrahisi’ devreye giriyor.  Peki, her fazla kilosu olan bu cerrahiden faydalanabiliyor mu? Obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen soruları Acıbadem Maslak Hastanesi Obezite Merkezi Başkanı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras’dan aldık.

2 yıl içinde fazla kiloların yüzde 70-80’i gidiyor

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras hastaların ameliyat sonrasında uzmanların önerdiği diyet ve egzersiz programına uydukları sürece çok hızlı bir şekilde kilo verebildiğini belirterek şu bilgileri veriyor: “Hastalar 6 ay içinde fazla kilolarının yüzde 40’ını, 2 yıl içinde de yüzde 70-80’ini verebiliyor. Ancak zayıflama durmaksızın devam etmiyor. İki yılın sonunda hastanın metabolizması buna adaptasyon gösteriyor ve Vücut Kitle İndeksi normal sınırlarda sabitleniyor. Beslenme uzmanın önerdiği beslenme kurallarına dikkat ettikleri takdirde hastaların tekrar kilo alma riskleri yok. Gastrik by-pass yönteminden maksimum yararı sağlayabilmeleri içinse günde 2-3 öğün beslenmeleri, öğünler arasında atıştırmalardan kaçınmaları gerekiyor. Eğer bu kurala dikkat etmez ve yine yüksek kalorili besinleri tercih ederlerse, hastalar tekrar kilo alabiliyor.”

Genellikle 20-35 yaş grubundaki kadınlar başvuruyor

Prof. Dr. Cihan Uras obezite cerrahisinden en çok 20 – 35 yaş grubundaki kadınların faydalanmak istediklerine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Kadınların erkeklere nazaran daha fazla  başvurmalarının en önemli nedenlerinden biri, fazla kilonun vücutlarında yarattığı deformasyondan  rahatsız olmaları. Çünkü bu durum kadının hem özel, hem sosyal, hem de iş hayatında çok ciddi sorunlar yaratabiliyor. Obezite ayrıca adet düzensizliğine yol açarak hamile kalmayı imkansız hale getirebiliyor. Üremeyi olumsuz yönde etkileyen polikistik over sendromu da obez hastalarda daha sık rastlanıyor. Çocuk sahibi olabilmeleri için öncelikle kilo vermeleri gerekiyor, bu nedenle obezite cerrahisine kadınlar daha sık başvuruyor. “

Kimler obezite cerrahisinden faydalanabiliyor?

‘Fazla kilolarım var’ diye yakınan her hastaya obezite cerrahisi uygulanmıyor. Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, obezite cerrahisinin hangi hastalara uygulanabileceğinin Uluslararası Obezite ve Metabolizma Cerrahisi Derneği tarafından saptanan kriterlere göre belirlendiğini belirterek şunları söylüyor: “Obezite cerrahisine 18-65 yaş arasında olan, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 40 kg/m2’yi aşan veya 35-40 kg/m2 arasında olup, buna hipertansiyon, diyabet, uyku apne sendromu ve artrit gibi hastalıkları eşlik edenler, en az 1 yıl normal kilosuna kavuşmak için uzman denetiminde diyet ve egzersiz yaptığı halde bunu başaramayan kişiler aday olarak kabul ediliyor.”

Obezite cerrahisinde 3 yöntem mevcut

Günümüzde başta mideye (mide küçültücü ve ince bağırsağın bir kısmını devre dışı bırakan) gastrik by-pass olmak üzere; ayarlanabilir mide bandı (kelepçe) ve sleeve gastrektomi’den oluşan (midenin tüp şeklinde küçültülmesi) 3 yöntemden yararlanılıyor. Obezite ameliyatı için uygun olan adayların tümü ciddi morbid  obeziteden (vücut kitle indeksi 40’dan fazla)  muzdarip olmalarına ve klasik diyet metotları ile kilo vermeyi başaramamalarına rağmen, zayıflamak için ihtiyaç duydukları yöntemler farklılık gösterebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, bazı hastaların ayarlanabilir mide bandı veya mide balonu gibi daha az girişimsel yöntemleri tercih ederken,  bazılarının ise mide gastrik by-pass veya sleeve gastrektomi yöntemini istediklerini belirterek, “Ancak hastanın isteği göz önünde bulundurulsa da  onun için hangi yöntemin uygun olduğuna yapılan birçok değerlendirmenin ardından uzmanlar tarafından karar veriliyor.” diyor.

Hasta için en uygun yöntem seçilmeli

Prof. Dr. Cihan Uras, her hasta için en uygun yöntemin seçilmesi gerektiğine dikkat çekerek bu süreci şöyle sıralıyor:

  • Tüm hastalar öncelikle; endokrinoloji uzmanı, beslenme uzmanı, psikiyatri uzmanı, fizik tedavi uzmanı ve egzersiz danışmanı tarafından değerlendiriliyor.
  • Gerekli görüldüğü durumlarda hastayı kardiyoloji ve göğüs hastalıkları uzmanları da muayene ediyor. Ayrıca, uygun hastaların obezite cerrahisi ekibi tarafından görülmesi de sağlanıyor.
  • Her hasta, obezite sorununun altında yatan faktörler, yeme alışkanlıkları, psikolojik problemleri, sağlık durumu gibi çok detaylı bir incelemeden geçiriliyor.
  • Bu incelemelerin sonucuna göre yapılan değerlendirmelerin ardından hastaya en uygun cerrahi yöntem seçiliyor. Çünkü obezite cerrahisinde başarıyı belirleyen en önemli faktör, kişiye en uygun yöntemin seçilmesi.
  • Örneğin, Vücut Kitle İndeks değeri 50’nin üzerinde olan buna diyabet veya hipertansiyon eşlik eden orta yaşın üstünde bir hastada kesinlikle seçilecek metot gastrik bypass olmalı. Bunun aksine, 20’li yaşlarda, Vücut Kitlesi İndeks değeri 35-45 arasında olan, yeme ve yaşam tarzını değiştirmeye ve egzersiz yapmaya motive bir hastada sleeve gastrektomi ilk seçenek olabiliyor.

Hasta operasyondan kısa bir süre sonra günlük yaşamına dönebiliyor

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, obezite cerrahisinin sadece küçük kesilerden yapılan ve hastalar için açık cerrahiye nazaran çok daha konforlu olan laparoskopik ya da robotik cerrahi yöntemleriyle yapıldığını belirterek sözlerini şöyle noktalıyor: “Bu sayede hastalar günlük hayatlarına çok kısa sürede dönebiliyor. Ancak obezite cerrahisi bu konuda özel eğitim almış, ileri laparoskopik teknikler konusunda deneyimli cerrahlar tarafından uygulanmalı. Aksi halde, kilo vermek mümkün olmayabilir, hatta ciddi sağlık problemleri yaşanabilir.”

Robotik cerrahi ne tür avantajlar sağlıyor?

Obez kişilerin açık cerrahi ile ameliyat edilmeleri bu kişilerin genel sağlık durumlarındaki bazı sorunlar nedeniyle büyük zorluklar ve riskler taşıyabiliyor. Robotik cerrahi ise sunduğu görsel ve teknik üstünlüklerle gastrik by-pass ameliyatının çok daha kolay ve güvenli bir şekilde yapılmasına imkan sağlıyor. Bu nedenle obezite ameliyatları robotik cerrahi uygulamaları içerisinde ön sıralarda yer alıyor. Bu operasyonun robotik cerrahi ile yapılmasının obez hastalarda sağladığı avantajlar ise şunlar:

  • Daha az kan kaybı ve kan nakli ihtiyacı
  • Daha az enfeksiyon riski
  • Üç boyutlu görüntü sayesinde ameliyatın büyük bir incelikle gerçekleştirilmesi
  • Daha az ameliyat sonrası komplikasyon oranları
  • Daha az ağrı ve yara izi
  • Daha kısa ameliyat süresi
  • Hastanede kalış süresinde kısalma
  • Günlük hayata dönüş süresinde kısalma

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir